Reklam
Bugun...
SİZLER “EVET “ Mİ DİYORSUNUZ?

Ertuğrul Özgün MEMLEKET İŞLERİ
ertugrulözgun@hotmail.com
facebook-paylas
 


Ülke olarak sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Hiç kimsenin asla benimsemeyeceği ama adım adım nefret ve öfke duygularının yükseldiği, insanların birbirlerine tahammül etmekte zorlandığı ve kamplaştığı bir toplumsal yapıya doğru sürükleniyoruz.

Bu tehlikeli gidişin endişelerini derinden yaşayan “Türk Milliyetçileri”nin ülke bütünlüğü ve milli birliğimizin korunması konusunda dillendirdikleri fikirleri, bir siyasal parti üzerinden, mahkûm edilmeye ve itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Bugün liberalinden sosyal demokratına, siyasal İslamcısından eski Marksist’ine ve hatta kendisini milliyetçi muhafazakâr diye tanımlayan, küçük çıkar ve siyasal hesaplar uğruna, görüntüde bir siyasi liderin uyuşmaz tavrı öne çıkarılarak, Türk milletinin milli refleksleri linç edilmektedir.

Farklı fikirlerin duyulmasından rahatsız olan bu grup:

“Her türlü teklife hayır diyorlar,”

            “Uyumsuz, anlaşılmaz, işbirliğine yanaşmayan tavırlarıyla siyasetin önünü tıkıyorlar,” diye koro halinde Türk milliyetçilerini suçlamaktadır.

Siyasal çıkar elde etmek için siyasilerin kullandıkları bu dili anlayabiliyoruz da anlayamadığımız şu necip milletin vurdumduymaz, sorgulamaz, yargılamaz tavrı.

            “Türk“ kavramı ile sıkıntısı olmayan ve hatta kendine bu kavramın içinde bir yer edinmiş her vatandaşının da şu soruları kendine sorması gerekmez mi?

Türk Milliyetçilerinin olmazsa olmaz diye “hayır” dedikleri nedir?

Siyasetin dışında gördüğümüz, toplum ve fert olarak her birimizi direk ilgilendirdiğini düşündüğümüz iki konuyu birlikte sorgulayalım.

1- Bugüne kadar “çözüm süreci” adı altında yürütülen görüşmeler ülke bütünlüğümüzü tehlikeye sokacak boyutlara ulaşmış, terör örgütü bu süreci kendi amaçları doğrultusunda kullanmış ve alan hâkimiyeti sağlamış olduğu artık herkes tarafından kabul edilmiştir. Hala resmi kanallardan açıklanmadığı için mahiyeti hakkında bilgimiz olmayan bu süreçte etkili gruplardan biri olan PKK ‘nın geldiği en son nokta; bu örgüte ait yayın organlarının yayınlarından anladığımız kadarıyla “özyönetim” bir diğer deyişle de “Demokratik Özerklik” olarak belirtilmektedir.

Bakınız “demokratik özerklik” dayatması ile terör örgütü neler istemektedir.

“Öncelikle Kürtlerin kimliği anayasal güvence altına alınacak”

“Demokratik özerk yönetim, merkezi yönetim tarafından atanmış valilerle yönetilmeyecek. Bölge, köylerden başlayarak “bölge meclisi” olarak yapılanacak. Meclis hem meclis başkanını hem de bölgeyi yönetecek yürütme kurulunu kendisi seçecek.”

“Bu yönetim özerk bölgelerde siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik bütün kararları kendisi alacak.”

“Özerk bölgeler kendi öz savunma kuvvetlerini kuracak.”

“Kendine ait bir bayrağı olacak”                                                  

“Özerk bölgede anaokulundan üniversiteye kadar bütün eğitim kurumlarında eğitim dili “Kürtçe” olacak. Diğer bölgelerde de ana dilde eğitim, özerk bölgelerde olduğu gibi etnik yapısı Kürt olanlara “Kürtçe” olacak.”

Dünya üzerindeki etnik temele dayalı olan “özerklik” uygulamaklarının tamamı, etnik bir çatışmadan sonra ayrışma ve bölünme ile sonuçlanmıştır. Stratejisini bu temele dayandıran terör örgütü, bizim ülkemizde de aynı sonuca ulaşacağını planlamaktadır.

Ancak bizim ülkemizde diğer ülkelerden farklı bir durum söz konusudur.

Bizim ülkemizde, etnik yapıları farklı olan vatandaşlarımız sabit bir bölgede yaşamamaktadır. Ülkenin bütününe yayılmış, Ülkemizin bütün bölgelerinde diğer etnik gruplarla akraba olmuş kaynaşmış yeni bir topluma dönüşmüştür. Annesi Kürt, babası Türk olan bir ailenin çocuklarına ne diye hitap edeceğiz? Hangi dilde eğitim vereceğiz? Hangi özerk bölgeye yerleştireceğiz? sorularının, bizim ülkemizde cevabı yoktur.

Bu gerçek de göstermektedir ki bizim ülkemizde bu uygulama yıkım demektir.

İşte bu nedenlerle, Türk milliyetçileri; farklı etnik kimlikleri öne çıkararak halkımızı ayrıştırmanın, halkımızı birbirine düşürüp iç savaşa sürükleyeceğine inandıkları bu projeye “hayır” demektedirler.

Sizler “evet” mi diyorsunuz?

2- Anayasanın 1. Maddesinde Devletin şeklinin Türkiye Cumhuriyet olduğu, 2. Maddesinde; devletin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu, 3. Maddesinde Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milletiyle Bölünmez bir bütün olduğu, dilinin “Türkçe” , bayrağının ay yıldızlı “al bayrak”, milli marşının İstiklal Marşı”, Başkentinin “Ankara” olduğu belirtilmektedir. 4. Maddesinde ise bu üç maddenin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Türk Milliyetçileri, bu maddelerin değiştirilmesine “hayır” demektedir.

Peki, sizler “evet” mi diyorsunuz?

Evet, siz! Bu ülkenin ilericileri, devrimcileri, bağımsızlık mücadelesinin simgesi diye kendilerini tanıtanlar, ezanların susmasını istemeyenler,  inançlarını özgürce yaşamak isteyenler, birlikten bütünlükten barıştan ve kardeşlikten yana olanlar!

Sizler, bu ülkede neler oluyor? Birlikte hareket edebilmeyi bu maddelerin değiştirilemez olması şartına bağlayacak ne var? Ülkede bu maddelerin değiştirilmesini planlayanlar mı var? Bu maddeler herkesin ortak olarak kabul ettiği maddeler değil mi? diye sorgulamanız gerekirken, neden “hayırcı” diye ilan edilenleri linç etmekle meşgulsünüz?

Vatanın bölünmez bütünlüğü, Milletin birlik ve beraberliği davası sadece Türk Milliyetçilerinin davası mıdır? Siz başka bir ülkede mi yaşamaktasınız?

Biraz duyarlılık biraz da özeleştiri lütfen…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



2 + 4 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI