Reklam
Bugun...
ÜLKÜCÜ İRADE

Ertuğrul Özgün MEMLEKET İŞLERİ
ertugrulözgun@hotmail.com
facebook-paylas
 


Kelime anlamı; “bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan, idealist” olan “ülkücü” sıfatı; tanımından da anlaşılacağı gibi, teorik olarak, bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan herkes için kullanılabilir. Yanı bir ülküsü olan herkes “ülkücü” olabilir.

Sınıf arkadaşlarımız bilirler. İlkokul yıllarımızda öğretmenlerimizin bize izletirdikleri siyah beyaz filmlerden aklımızda en çok kalanlar, Köy Enstitülerinden mezun olan öğretmenlerin köylerde yaptığı çalışmalardı.

Köy Enstitüleri, Tek Parti döneminde 1940 tarihinde, köylerden ilkokul mezunu zeki çocukların alınarak, bu okullarda öğretmen olarak yetiştirildikten sonra yeniden köylere gönderilerek çalışmaları amacıyla kurulmuştu.

Zamanla ideolojik bir amaca hizmet ettiği kanaati oluşunca, 'Köy Enstitülerinde komünistlik ve Allahsızlık propagandası yapılıyor' gerekçesiyle, 1954 yılında Demokrat parti tarafından kapatılmıştı.

Siyah beyaz bu filmler genel olarak sessiz filmlerdi. Seslendirici film içinde yaşanan olayları anlatırken öğretmene “ülkücü öğretmen” diye hitap ederdi.

Bizler, o yıllarda “ülkücü” tabiri ile tanışmış ve “ülkücülük” sıfatı ile çalışkanlık, fedakarlık ve memleket sevgisi kavramları arasında ilişki kurmuştuk.

Ancak bu okullar kapatıldıktan sonra “ülkücü öğretmen” tabiri de okullarla beraber unutuldu. Öğretmenle özdeşleşemedi ve kalıcı olamadı.

Türkiye’nin son 50 yılına damgasını vuran, tamamen milli, antiemperyalist bir düşünceye sahip Üniversiteli Türk Milliyetçileri tarafından, ilk defa Ankara’da Hukuk Fakültesi, Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi ve Ziraat Fakültesi’nde 18 Mart 1966 tarihinde kurulan Ülkü Ocakları ile “ülkücülük” kavramı gerçek sahiplerine kavuştu.

Türk Milliyetçilerinin sahiplendiği “ülkücü” tabiri, zamanla kurdukları; Ülkücü İşçiler Derneği, Ülkücü Teknik Elemanlar Derneği, Ülkücü Polisler Birliği, Ülkücü Öğretim Üyeleri ve Öğretmenler Derneği, Ülkücü Memurlar Derneği, Ülkücü Maliyeciler Derneği, Ülkücü Köylüler Derneği, Ülkücü İşçiler Derneği, Ülkücü Hanımlar Derneği… gibi her meslek grubu ve iş kolundaki binlerce dernekle tüm Türkiye ve bütün dünyada pekiştirildi.

“Ülkücülük,” Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemini iktidara taşıyarak devleti yönetmek, bütün Türk dünyasının; işte, dilde ve fikirde birliğini kurmayı amaçlamak ve dünya insanlığına “adaletle hükmetmeyi öğretmek” idealinin adı oldu.

Bu ideal mensuplarının iradesi de “ülkücü irade” olarak tanımlandı.

Öyleyse “Ülkücü İradenin” misyonu da organizasyon merkezi de bellidir.

Bu siyasal yapılanma dışında yer alan, liberal kitlesel siyasal organizasyonlarda “Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemini devletin siyasal yapısına egemen kılarım” diyen herkes, belki bir kısım vatandaşı ikna edebilir ama “ülkücü irade” karşısında her zaman acz içindedir.

Çünkü ülkücü irade, bir üniversite hareketidir. Muhakeme yeteneğidir. En önemlisi de aynı ülkü için bir araya gelmiş idealistler topluluğudur. Bu iradeye ipotek koymayı hesaplayan herkes bugüne kadar hep yanılmıştır. Bundan sonra da yanılacaktır.

Bu gerçeği en iyi bilen, ve yaşayanlar ise ülkücülerin siyasal organizasyonunun bugün kü yöneticileridir. Onun içindir ki kamu oyunda “koltuk kavgası” diye algılanan görüntüden, bu kutlu hareketi bir an önce uzaklaştırmak da öncelikle onların görevidir.

Ülkemizde üç ay ara ile yapılan genel seçimlerde, ülkücüleri iktidara taşıması beklenen yöneticilerin, oy oranının yüzde dört düşmesinden, milletvekili sayısının yarıya inmesinden dolayı sorgulanması isteği doğal bir istektir. Üstelik bu istek mevcut yönetimi de seçmiş olan aynı delegelerin yarısına yakınından gelmiştir.

Onun için, “Kurultay tarihi önceden belirlenmiştir.” “Partimize operasyon yapılmak isteniyor,” diyerek kurultay isteğini reddetmeyi, kurultay isteyenlere mahkemeleri adres gösterdikten sonra da “partimizi mahkeme kapılarına düşürdüler” iddiaları ile karalamayı, olağanüstü kongrenin toplanması için imza veren delegeleri ve teşkilatlarını görevden almayı “ülkücü irade”ye anlatmak pek kolay olmayacaktır.

Bildiğimiz ve tanıdığımız kadarı ile seksen ihtilalından bu yana ilçe ve il yöneticileri hep aynı isimlerdir. Bir dönem biri, bir dönem diğeri. Hep aynı ülkücü iradenin aynı ülkücüleri. Dün birlikte hareket ettiklerinizin bugün ajan diye ilan edilmesinin delillerinin ülkücü irade ile paylaşılması gerekmektedir.

Artık bıkkınlık veren ve ülkücüleri birbirine düşüren il ve ilçe yöneticilerinin atama ile görevlendirilmesi uygulamasından vazgeçilmelidir. “Ülkücü irade”nin kendini temsil edecekleri seçme özgürlüğü engellenmelidir.

Bilinmelidir ki ülkücü irade, bu sonuçtan yalnızca mevcut yöneticileri sorumlu tutmamaktadır. Kendilerini alternatif diye sunanların tüm seçim döneminde, ülke siyaseti açısından, mevcut yöneticilerden farklı bir söylem geliştirmediklerini de görmektedir.

Adaylar, söylem ve davranışlarıyla,hareketin bütünleşme ve büyümesine en çok ihtiyaç duyulduğu böyle bir dönemde yeni parçalanma ve ayrılmalara meydan verecek eylemlerden kaçınmalıdır,

Özellikle de mevcut yönetimin, mahkeme kararını beklemeden, delegelerin isteğini değerli bulduğunu deklere ederek, onların da kabul edebileceği bir tarihte kurultayın toplanacağını açıklaması ve iç barışı sağlaması “ülkücü irade”nin tek dileğidir.

Unutulmamalıdır ki “Ülkücü irade” 1997 de tarumar edilen salonda gösterdiği o iradeyi yeniden gösterebilecek, daha güçlü muhakeme gücü ve kararlılığına sahiptir.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



3 + 9 =

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI